• BIST
    109.537
  • Altın
    373,30
  • Dolar
    6,7644
  • Euro
    7,6624
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
İncitme!
Kalpleri kırmakla kalmıyoruz, haklı çıkmaya da çalışıyoruz. Kırdım ama sor bakalım niye kırdım modundayız. Oysa kalp kırmışsan önce bir özür dilemek, bir mahçubiyet duymak gerekir. Malesef bir mahçubiyet de duymuyoruz.
04 Eylül 2019 / 09:24

Sitemiz yazalarından Veysi YILDIZ'ın incitme/kalp kırma üzerine yazdığı bugünkü yazısı şöyle: 

Sağlıklı bir ilişki, ancak sağlıklı bir iletişimle mümkün olur. Güçlü ve kalıcı muhabbetler, nezaketin, inceliğin ve hoşgörünün  olduğu ortamlarda gelişir.

Bu gün geldiğimiz noktada maalesef çoğumuz kalp kıra kıra yolumuza devam ediyoruz. Kırdığımız kalpler çoğaldıkça daha çok yalnızlaşıyoruz. Çoğu zaman kırdığımız insanları fark bile etmiyoruz.
     
Sahi günde kaç kişinin kalbini kırdığımızı hiç düşünüyor muyuz? Bence düşünelim, yoksa farkında olmadan merhametsiz bir kişiye dönüşürüz.  Merhamet, bir kalbi terk etti mi kişiden geriye kalan zulüm olur. Merhamet etmeyeni ne Allah sever, ne de insanlar.

Kalp kırmakla ilgili bir çok güzel söz söylenmiş bunlardan bazıları;

Yunus Emre kalp kırma konusunda şöyle diyor, "Bir kez gönül kırdın ise / Bu kıldığın namaz değil / Yetmiş iki millet dahi / Elin yüzün yumaz değil” 

Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde; mübârek elleri ile Kâbe'yi göstererek; “Ey Kâbe, sen Allah’ın evisin. Sen mübâreksin fakat bir Müslüman, bir mü'minin kalbini kırsa 70 defa seni yıkmaktan daha büyük günaha girer” buyuruyor.
     

Kalp kırmamak, gönül yıkmamak için çağları aşan şahsiyetlerden olan, Hoca Ahmet Yesevi,  Yunus Emre’yi örnek almalıyız.

Hoca Ahmet Yesevi; “Kafir bile olsa hiçbir kimsenin kalbini kırma. Kalp kırmak, Allahü Teâlâ’yı incitmek demektir.” derken.

Mevlana Celaleddin Rumi; “Duydum ki kapıma gelmiş, tokmak olmadığı için kapıya vurmadan geri dönmüşsün. Bilmez misin, kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur; o ancak içeriden açılır.” diyor.

Kalpleri kazanmak için çıktığımız yolda nerdeyse kırmadan ilişki kurduğumuz kimse kalmadı. Kızgınken kırıyoruz, açken kırıyoruz, yanlış anlarken kırıyoruz... kısacası kendi  kusurlarımızdan dolayı nerdeyse her gün kalp kırıyoruz... eksik bakan, eksik anlayan, eksik gören kısaca yamuk bakan kalp kırar. Yoksa kalp kırmayı göze almak akıllı bir insanın yapacağı birşey değil.

Birini kırıyorsak kusuru kendimizde aramalıyız, çünkü hiçbir gerekçe bir insanı incitmeye bahane olamaz. 

Kırılan kalpleri kazanmak içinse hemen hemen hiçbir şey yapmıyoruz. 
   
Kalpleri kırmakla kalmıyoruz, haklı çıkmaya da çalışıyoruz. Kırdım ama sor bakalım niye kırdım modundayız. Oysa kalp kırmışsan önce bir özür dilemek, bir mahçubiyet duymak gerekir. Malesef bir mahçubiyet de duymuyoruz.  

Kırmadan, incitmeden; şefkatle empati kurmayı, paylaşmayı, öğrendiğimiz gün dünya çok daha güzel bir yer olacak...!
    

Eksiklerimizi, kusurlarımizi, hatalarimizi merhametle tedavi edip yolumuza devam etmeliyiz. Merhamet her kusuru, her hastalığı tedavi edecek güçlü bir ilaçtır. Kalp kırmadan geçen günlerimizi artırmalıyız.

Klas bir duruş sergileyerek de sözümüzü incitmeden muhatabımıza ulaştırabilmeliyiz. Net olacağız diye sözümüzü tokmayla değil muhabbetle gönüllere dokundurmaya çalışacağız.

Düşüncemizi sevmeyen insanlar bile bizden incinmemeli, görüşümüzü zıt bir görüşe karşı savunurken bile kalplere dokunacak sözcükler seçmeliyiz. 

En yakınlarımıza benden memnun musunuz?, Kırıcı biri miyim? Sizi kırıyor muyum? Farkında olmadan yaptığımız size rahatsızlık veren davranışlarımı bana söyleyebilir misiniz? Diye samimi bir şekilde sorular sorarak kendimizi bir başkasının gözünden değerlendirmeliyiz. 

Son olarak yazımıza üstad Abdurrahim Karakoç'un İNCİTME şiiriyle bitirelim.


Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin. 
Temizlen de gir mezara 
Toprak senden incinmesin.
Yollar uzun, yollar ince 
Yol kısalır aşk gelince 
Yat kurban ol İsmail’ce 
Bıçak senden incinmesin. 

Burdayım de ararlarsa 
Doğru söyle sorarlarsa 
Tabutuna sararlarsa 
Bayrak senden incinmesin. 

İl göçsün göçtüğün vakit 
Yol yansın geçtiğin vakit 
Suyundan içtiğin vakit 
Irmak senden incinmesin. 

Toz konmasın sakın sana 
Hakkı geçer halkın sana 
Gücenmesin yakın sana 
Uzak senden incinmesin.

Etiketler :
İncitme!
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhlis Kılıç
10 ay önce yazıldı.
Çok güzel bir yazı olmuş. Allah razı olsun. Kalemin daim olsun inşallah
Fikir - Yorum Kategorideki Diğer Haberler
Cennet Sevmeyi Bilenlerindir
Ölçülü ve İslami bir şuurla sevmeliyiz. Sevdiklerimiz bizden incinmemeli. Hem kendimize karşı hem de sevdiklerimize karşı adil olmalıyız.
Virüsten Heybemize Düşenler
Sitemiz yazarlarından Adnan Acar'ın gündeme ilişkin yazısını siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.
Psikolog Veysi Yıldız Yazdı; Virüs Ve Kaygı
Tüm dünya gözle görülmeyen bir virüsle baş etmeye çalışıyor. Bu virüs kibirlenen, narsistleşen, doğaya hükmettiğini düşünen insanın acziyetini ortaya çıkarıyordu. İnsan gerçekten de aciz ve güçsüz.
Koronalı Günler
Şunu bilmeliyiz ki; çağımızın gerçekleri bunlar. Gözümüzü kapatıp açmakla gitmeyen gerçekler.
Orhan Topdemir'in Kaleminden; Veba
Albert Camus’un veba salgınını ele aldığı bu yapıtta elbette ders çıkaracağımız çok şey var. Şuan dünyada küresel bir salgın olan Corona(covid-19) virüsü bütün insanlık için bir tehdit oluşturmuş durumda
Hakikati Komplo Teorileriyle Örtemeyiz
Evet, Bilimin de Dünyanın da aciz kalışını bir türlü kabullenememek tam anlamıyla bir ilahlık yakıştırmasıdır.
''Yarıncılar Helak Oldu''
Tamam, tamam bu sefer yarın yapacağımdan belli aslında yapmayacağı. Niye mi? Yarın diyor da ondan. Bugün yapabilse yapmadığı şeyi, belki kurtaracak kendini. Ama bugününün farkında olmayan kendisi, yarın da çok bir şey yapamayacaktır.
Kıssalarda Hikmeti Aramak
Sitemiz yazarlarından Ergün Aslan'ın "Kıssalarda Hikmeti Aramak" Adlı yazısı şöyle:
Koronavirüs İle İmtihanımız
İnsan uzaya gitti, güçlü aşılar buldu, dünyayı defalarca yok edecek kimyasal silahlar buldu, tıp çok ilerledi ve artık birçok hastalığın tedavisi var ama müstağnileşen insan, küçük bir virüs karşısında aciz kaldığını görmek ibret verici.
Veysi Yıldız'ın Kaleminden; Din Yerinde, Biz Neredeyiz ?
Dünya hayatı geçici bir hayat. Kısa bir süre geçip gideceğiz. Allah bizle yada bize rağmen nurunu tamamlayacaktır. Bu dine bir şey katamayız ama bu dinden alacağımız bir çok güzellik var. Allah'ın boyasıyla boyanmaya bakalım. Bizi kurtuluşa götürecek güz
Mes’uliyet Atakan’da Değil
Süleyman Seyfi Öğün, son günlerde çokça kitap okumasıyla gündeme gelen bir çocuğun, ihmal ve kifayetsizlik sonucu sosyal medyanın eline düşmesinin sonuçlarını değerlendiriyor.
Bir Başka Açıdan Dünyevileşme
Dünyevileşebileceği tehlikesini unutan kimse, dünyevileşmeye aday olmuştur. Lakin bir tehlikenin farkında olan insanlar, o tehlikenin doğurabileceği zararlardan korunmanın yollarını ararlar. Ama eğer tehlikenin farkında değilse insan, o zaman olan olur.
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Röportaj - Söyleşi
  • Fikir - Yorum
  • Yerel
Cömertlik Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
ÇOK OKUNANLAR
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    © Copyrigth 2018 pasurlife.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası