• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Veysi YILDIZ
Veysi YILDIZ Tüm Yazlıları
15 Aralık 2020 Salı 16:25
Ölüm Kaygısı

Günümüz insanını en çok zorlayan kaygı çeşidi ölüm kaygısıdır. Ölüm kaygısı, "ya ölürsem, ölecek miyim, ölüyor muyum" diye başlayan zihinsel bir süreç şeklinde kendini gösterir. Bu çarpık düşünce zihni esir aldığında, vücutta da çeşitli tahribatlara neden olur. Ölüm kaygısı aynı zamanda stresli bir hayatın kapısını da açar. Stres başta mide olmak üzere akciğer, kalp ve bir çok organı olumsuz etkiler.

Ölüm korkusu bazen stresin nedeni bazen de sonucu olarak ortaya çıkar. Ölüm bilinmezlikle dolu olağanüstü bir durum; haliyle insanoğlu da ondan korkuyor. Giden hiç kimsenin geri gelmemesi de bu korkusunu artırıyor. 

Ölüm korkusu, kişide kontrol etme davranışını ortaya çıkarır. Kontrol etme dürtüsü insanı çeşitli önlemler almaya zorlar. Ölüm karşısındaki acziyetinin farkında olan insanoğlu, kontrolü yeterince sağlayamadığına inandığında da bunalıma girer. 


"Biz dilemedikçe kimseye ölüm yoktur." ilahi mesajını unutan insanoğlu, yaşamayı garanti altına alma çabasına giriyor. Yaşamak için aşırı mücadele etmek, ölüm korkusunun bir sonucudur.  Bu durum aynı zamanda stresin, depresyonun, panik atağın ve daha bir çok ruhsal hastalıkların da nedenidir.

Ölüm kaygısını yoğun yaşayan bir kişi için; basit bir baş ağrısı, ufak bir kalp çarpıntısı, küçük bir mide sancısı ya da vücuttaki herhangi bir  ağrı, tedavisi mümkün olmayan bir hastalık işaretidir. Gittiği her doktor herhangi bir hastalığın yok dese de inanmaz. İnanmak istemez. Ya doktor bir şey bilmiyor ya da kaçırdığı bir şey vardır. Tahliller, tetkikler temiz çıksa da o hastadır.

Ölüm korkusu, kişinin hayat kalitesini ve günlük işlevselliğini ciddi manada sekteye uğratan psikolojik bir rahatsızlık halini alır. Onlara bu durumun fizyolojik değil, psikolojik olduğu kabul ettirmek de öyle kolay değil.

Öleceğinin farkında olan tek varlık insanoğludur. Ölüm anı geldiğinde hiç kimsenin bir şey yapamayacağını bilen tek canlı da insandır. Buna rağmen kontrol onda imiş gibi sağa sola koşturan da insandan başkası değil.

Dikkatimizi ölüme değil de yaşamaya versek. Aslında ölümün değil yaşamanın mucize olduğunu hemen görürüz. Bir insanın hayatta kalması, konuşması, yürümesi, düşünmesi için milyarlarca hücre, doku ve dünyayı defalarca çevreleyeyecek uzunlukta damar gerekiyor. Ölmek için ise, vücutta çok küçük bir yer kaplayan kalbin durması yeterlidir. Bizi ölümde koruyacak şey, hastalık düzeyinde  alacağımız önlemler değil, sadece ve sadece ecelimizdir. Ölümü düşünmek değil ölümü korku düzeyinde yaşamak yıpratır insanı.

Bu hayat Allah'ın bize emanetidir. Vücudumuzun da bizim üzerinde hakkı var. Sağlıklı beslenmek, uyku düzenine dikkat etmek, sigara vb kötü alışkanlıklardan uzak durmak görevimizdir. Herhangi bir hastalık durumunda işin uzmanına danışmak ve tedavi yollarını aramak da gerekir. Sorumluluklarımızı  azami derecede yerine getirdikten sonra Allaha tevekkül etmek lazım.

 Ölümden kaçış yok. Her canlı ölümü tadacak. Bu ilahi kaidedir. Başka kesin bir bilgi de ölümün nerde bizi yakalayacağını bilemeyeceğimiz gerçeğidir. Rabbim bu gerçeği şöyle belirtiyor;
  "Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır. (LOKMAN/34)


Yaşam da ölüm de Allah'ın bizim için uygun gördüğü iki gerçekliktir. Yaşamayı seviyoruz çünkü onu biliyoruz, tanıtıyoruz, gördük ve beğendik. Ölüm ise  tatmadığımız bir olgudur. İnsanı ürküten bu. Ölüm ve ölümden sonrasını hakkıyla anlasak, ölümü en az yaşam kadar severiz. 

 Ölmemek için harcadığımız enerjiyi daha iyi bir hayat için harcayabiliriz. Daha çok iyilik yapmak, daha çok okumak, daha çok ibadet etmek ve daha çok sevap kazanmak için hala bir şansımız varken bu şansı ölüm kaygısına kurban etmeyelim.

Allah yunus suresinde şöyle buyuruyor;

De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler"

Etiketler :
ÖlümKaygısı
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Röportaj - Söyleşi
  • Fikir - Yorum
  • Yerel
Cömertlik Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
ÇOK OKUNANLAR
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    © Copyrigth 2018 pasurlife.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası