• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Psikolog Veysi Yıldız Yazdı; Virüs Ve Kaygı
Tüm dünya gözle görülmeyen bir virüsle baş etmeye çalışıyor. Bu virüs kibirlenen, narsistleşen, doğaya hükmettiğini düşünen insanın acziyetini ortaya çıkarıyordu. İnsan gerçekten de aciz ve güçsüz.
06 Nisan 2020 / 12:15
Sitemiz yazarlarından Veysi Yıldız'ın gündeme dair kaleme aldığı yazsını ilginize sunuyoruz.
 
"Bir şey hoşunuza gitmediği halde sizin için hayırlı olabilir. Bir şey de hoşunuza gittiği halde sizin için kötü olabilir. Allah bilir ve siz bilmezsiniz." (Bakara/216)
 
Tarih boyunca insanlık bir çok salgınla mücadele etmiştir. Modern insan sağlık sektörünün, salgınların insanlara zarar veremeyecek kadar geliştiğini düşünüyordu. Öyle ki, bilimdeki gelişmelere neredeyse kutsama atfediliyordu. 
 
Biz müslümanlar bile, neredeyse 'ölümsüz' bir islam yaşamaya başlıyorduk. Sohbet ve toplantılarda ölüm, ahiret, cennet, cehennem konuşuluyordu ama hemen ardından ev, araba, ikinci emeklilik ve çocukların akademik başarısı konuşuluyordu. Dünya bizi avucuna almıştı. 
 
Çin'de başlayıp dünyaya yayılan koronavirüs, hepimizin uykularını kaçırmaya başladı. Kaygı düzeyini, fobi boyutunda yaşamaya başladık. Artık psikoloji literatürüne koronavirüs kavramı kısa sürede girmişti.
 
Ölümü ve ölümden sonrasını düşünmeye kalmadan, "ölürsem çocuklarım ne olacak”, "onlara kim bakacak" kaygısını da hastalık derecesinde yaşamaya başladık. Sanki Rezzak ve Rahman bizmişiz, bugüne kadar biz olduğumuz için, çocuklarımız yaşamış gibi bir düşünceyle çocuklarım ne olacak derdine düştük. 
 
Modern insan şaşkın! Ölüm her yerden, hatta sevdiklerinden bile gelebilirdi. Toplantılar ve istemeye istemeye gidilen ve çoğu zaman davranış değiştiremeyip, tatmin sağlayan sohbetler iptal edildi - haklı bir şekilde- Artık ölüm korkusu hakimdi.
 
Bu virüs, öyle tehlikeli bir virüs ki temas yoluyla hemen bulaşıyor. O yüzden sosyal mesafeyi korumak, hayat kurtarmak anlamına geliyor. İnsanların birbirinden olabildiğince uzak durması ve kendini izole etmesi şart. Bununla beraber her gün güncellenen enfekte hasta ve ölüm haberleri herkeste ölüm korkusunu depreştiriyordu. 
 
Artık hafif bir baş ağrısı yada ateş "acaba" dememize neden olmaya başladı. Ya virüse yakalanırsam, ya bana da virüs bulaşırsa ya sevdiklerime virüs bulaştırırsam düşüncesi, çoğu insanda yoğun bir kaygıya neden olmaya başladı.
 
Kaygı bir yere kadar normal ve insanı tedbir almaya iteceği için yararlı bir duygu iken günlük rutini bozacak şekildeki kaygı kişiyi yorar.  Kaygı insan beyninin bizi endişeye karşı koruma şeklidir. Kaygı aslında beynimizin bizi korumak istemesidir ama gel gör ki gereğinden fazla kaygı iç dengeyi bozuyor.
 
Tüm dünya gözle görülmeyen bir virüsle baş etmeye çalışıyor. Bu virüs kibirlenen, narsistleşen, doğaya hükmettiğini düşünen insanın acziyetini ortaya çıkarıyordu. İnsan gerçekten de aciz ve güçsüz.
 
Kaygılıyız ve kaygılı olmamız da gerekiyor. Lakin bu kaygının, bizi esir almasına izin vermeyelim. Öncelikle ölümün belirlenmiş bir vakitte olacağına iman etmemiz gerekiyor. Allah ölümü ve yaşamı sebeplere bağlamış. Bu virüs yokken de insanlar, bir çok doğa olayı ve çeşitli hastalıklarla ölüyordu. Yakınlarımızı yine kaybediyorduk. Her gün trafikte, binaların önünden geçerken, karşıdan karşıya geçerken yüzlerce kez ölüm tehlikesi geçiriyorduk. 
 
O zamanlarda da kontrol tamamıyla bizde değildi şimdi de... Hiç bir zaman da kontrol tam olarak bizde olmayacak. Gücümüzü aşan durumlarda aşırı kaygılanmak bize bir şey katmadığı gibi yaşam enerjimizi de azaltır. 
 
Tüm insanlığın ağır bir imtihandan geçtiği şu günlerde virüs salgınına karşı evlerimizden ayrılmamamız ciddi önem taşıyor. Evde sıkılıp kendi kendimizi strese sokmanın bir yararı yok. Bize verilen her günün hesabı bizden sorulacak. Ölüm gelinceye kadar imtihanımız devam ediyor. Öyleyse belli bir program dahilinde, hayatın içinde kalarak kaygıdan korunabiliriz.
 
Krizi fırsata çevirme ve yoğun kaygıdan korunmak için; 
 
Aile fertlerimizle daha çok vakit geçirme fırsatımız var. Tartışma ve çatışmalardan kaçınarak aile bağlarımızı güçlendirmeye çalışabiliriz.
Ailece ve fert olarak Arapça ve meal Kuran okumaları yapabiliriz.
Yine beraber ve bireysel olarak, kitap okuma saati olmalı. Okunacak kitaplar; hikaye roman, macera, siyer, sahabe hayatıyla ilgili kitaplar olabilir.
Hem farz hem nafile namaz oruç gibi ibadetlerimizi arttırabiliriz, huşu içinde yerine getirmeye özen gösterebiliriz.
Çocuklarımızın oyunlarına katılabilir, gerektiğinde oyunlar kurarak (kutu oyunları,puzzle vs) onlarla güzel vakit geçirerek ilişkimizi zenginleştirebiliriz.
Günde en az bir saat egzersiz yapabiliriz. İhtiyaçtan fazla, yüksek kalorili yiyeceklerden uzak durabiliriz, doymadan sofradan kalkma alışkanlığı kazanabiliriz. 
Sosyal medya perhizi yapabiliriz. Kasıtlı olumsuz haber yayanları engelleyebilir ve telefondan uzak durabiliriz. Bu şekilde zihinsel hijyene dikkat edebiliriz. Günde 2-3 kez, toplamda 30-40 dakika sosyal medyada haber takip etmek yeterli.
Evde olduğumuz bu dönemde, her gün 3-4 eş, dost, akrabayı arayabiliriz. Hal hatır sorarak ihtiyaçlarını gidermeye çalışabiliriz. Birilerini aramak bize de aradığımız kişiye de iyi gelecektir. 
Zihnimize hücum eden olumsuz düşünceleri yakalayarak kağıda dökme yoluna gidebiliriz. Böylelikle zihnimizi zehirleyen düşünceleri tanıyabilir ve kendimizi motive edebiliriz.
Uyku düzenine özellikle dikkat edilmeli. Uyanma saatimizin belirli olması bu süreçte ekstra önemlidir.
Yeteneklerimiz doğrultusunda daha önce yapmak isteyip de yapmaya fırsat bulamadığımız hayallerimizi, hedeflerimizi, hobilerimizi (Kuran öğrenme, dil öğrenme, elişi vs) hayata geçirebilir en azından ilk adımını atabiliriz.
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Zaman
10 ay önce yazıldı.
Allah bu dünyada ve ahiret hayatında yardımcın olsun güzel insan.
Veysi güneş

1

0
10 ay önce yazıldı.
Guzel yuregine saglik cok dogru öngörü dolu bir yazı olmuş herkese iyi gelecegine inaniyorum
Fikir - Yorum Kategorideki Diğer Haberler
Ölüm Kaygısı; Veysi YILDIZ Yazdı
Ölüm korkusu, kişide kontrol etme davranışını ortaya çıkarır. Kontrol etme dürtüsü insanı çeşitli önlemler almaya zorlar. Ölüm karşısındaki acziyetinin farkında olan insanoğlu, kontrolü yeterince sağlayamadığına inandığında da bunalıma girer.
Önce Kalp Bozulur; Veysi YILDIZ Yazdı
Gözler kalbin aynasıdır derler öyleyse olaylara net, berrak ve objektif görmek yorumlamak için kalbimize iyi bakmak durumundayız.
Zillet İnsanın Kanına İşlemeyiversin
Trump ve Netenyahu ile birlikte asrın ihanet antlaşmasına imza atan sözde Müslüman yöneticiler, büyük bir siyasetçi ve devlet adamı havasıyla her ne kadar kameralara poz vermeye çalışsalar da, tam anlamıyla birer köle oldukları her hallerinden anlaşılıyor
Irkçılık Üzerine Düşüncelerim
Irkçılığı basit bir tohum gibi de düşünebiliriz. Bu tohum büyüyerek bize kin, haset, toplumlar arası anlaşmazlıklar, husumet ve düşmanlık gibi çürük meyveler verir.
Psikolojik Hastalığın Bir İşareti Olarak Irkçılık
Bir diğer görüşe göre ırkçılık (ve her türlü yabancı düşmanlığı), genetik ya da evrimsel bir dayanağı olmayan, aslında bir psikolojik haslet -özellikle, güvensizlik ve kaygı duygularının yarattığı bir savunma mekanizmasıdır.
Ömer Zaman'ın Kaleminden; Ayna
Allah, kendini kalp aynasında temaşa eder; mümin de Hakk’ı kendi kalp aynasında seyreder. Gözümüzle gördüklerimiz Allah’ın sanatının aynasıdır. İnsanoğlu evrene baktığı zaman Allah’ın sanatkarlığını görür.
Gıybet Sadece Sözle Olmaz
Gıybet konusunu yorumlamaya devam eden Faruk Beşer yazısında, gıybetin kişilik, iman ve ahlak zaafı olan yönlerini değerlendiriyor. Kaynak: Gıybet Sadece Sözle Olmaz
Değişim: Biz mi? Çocuk mu?
Her çocuk, merhametli, kibar, bilinçli ve sevmeyi bilen anne babayı hak eder. Çocuktan her hangi bir konuda başarı beklemeden önce dört duvarı sıcak bir yuva haline getirmeliyiz.
Adnan Acar'ın Kaleminden; Varoluşun Neresindeyiz?
Peki kimiz biz? Nasıl yaşıyoruz? Neden yaşıyoruz? Bu soruları kendimize hiç yöneltiyor muyuz? Ya da hayatın hengamesinden bir nebze sıyrılıp bu sorulara vakit ayırabiliyor muyuz?
Cennet Sevmeyi Bilenlerindir
Ölçülü ve İslami bir şuurla sevmeliyiz. Sevdiklerimiz bizden incinmemeli. Hem kendimize karşı hem de sevdiklerimize karşı adil olmalıyız.
Virüsten Heybemize Düşenler
Sitemiz yazarlarından Adnan Acar'ın gündeme ilişkin yazısını siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.
Koronalı Günler
Şunu bilmeliyiz ki; çağımızın gerçekleri bunlar. Gözümüzü kapatıp açmakla gitmeyen gerçekler.
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Röportaj - Söyleşi
  • Fikir - Yorum
  • Yerel
Cömertlik Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
ÇOK OKUNANLAR
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    © Copyrigth 2018 pasurlife.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası