• BIST
    109.537
  • Altın
    373,30
  • Dolar
    6,7644
  • Euro
    7,6624
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Psikolog Veysi Yıldız Yazdı; Virüs Ve Kaygı
Tüm dünya gözle görülmeyen bir virüsle baş etmeye çalışıyor. Bu virüs kibirlenen, narsistleşen, doğaya hükmettiğini düşünen insanın acziyetini ortaya çıkarıyordu. İnsan gerçekten de aciz ve güçsüz.
06 Nisan 2020 / 12:15
Sitemiz yazarlarından Veysi Yıldız'ın gündeme dair kaleme aldığı yazsını ilginize sunuyoruz.
 
"Bir şey hoşunuza gitmediği halde sizin için hayırlı olabilir. Bir şey de hoşunuza gittiği halde sizin için kötü olabilir. Allah bilir ve siz bilmezsiniz." (Bakara/216)
 
Tarih boyunca insanlık bir çok salgınla mücadele etmiştir. Modern insan sağlık sektörünün, salgınların insanlara zarar veremeyecek kadar geliştiğini düşünüyordu. Öyle ki, bilimdeki gelişmelere neredeyse kutsama atfediliyordu. 
 
Biz müslümanlar bile, neredeyse 'ölümsüz' bir islam yaşamaya başlıyorduk. Sohbet ve toplantılarda ölüm, ahiret, cennet, cehennem konuşuluyordu ama hemen ardından ev, araba, ikinci emeklilik ve çocukların akademik başarısı konuşuluyordu. Dünya bizi avucuna almıştı. 
 
Çin'de başlayıp dünyaya yayılan koronavirüs, hepimizin uykularını kaçırmaya başladı. Kaygı düzeyini, fobi boyutunda yaşamaya başladık. Artık psikoloji literatürüne koronavirüs kavramı kısa sürede girmişti.
 
Ölümü ve ölümden sonrasını düşünmeye kalmadan, "ölürsem çocuklarım ne olacak”, "onlara kim bakacak" kaygısını da hastalık derecesinde yaşamaya başladık. Sanki Rezzak ve Rahman bizmişiz, bugüne kadar biz olduğumuz için, çocuklarımız yaşamış gibi bir düşünceyle çocuklarım ne olacak derdine düştük. 
 
Modern insan şaşkın! Ölüm her yerden, hatta sevdiklerinden bile gelebilirdi. Toplantılar ve istemeye istemeye gidilen ve çoğu zaman davranış değiştiremeyip, tatmin sağlayan sohbetler iptal edildi - haklı bir şekilde- Artık ölüm korkusu hakimdi.
 
Bu virüs, öyle tehlikeli bir virüs ki temas yoluyla hemen bulaşıyor. O yüzden sosyal mesafeyi korumak, hayat kurtarmak anlamına geliyor. İnsanların birbirinden olabildiğince uzak durması ve kendini izole etmesi şart. Bununla beraber her gün güncellenen enfekte hasta ve ölüm haberleri herkeste ölüm korkusunu depreştiriyordu. 
 
Artık hafif bir baş ağrısı yada ateş "acaba" dememize neden olmaya başladı. Ya virüse yakalanırsam, ya bana da virüs bulaşırsa ya sevdiklerime virüs bulaştırırsam düşüncesi, çoğu insanda yoğun bir kaygıya neden olmaya başladı.
 
Kaygı bir yere kadar normal ve insanı tedbir almaya iteceği için yararlı bir duygu iken günlük rutini bozacak şekildeki kaygı kişiyi yorar.  Kaygı insan beyninin bizi endişeye karşı koruma şeklidir. Kaygı aslında beynimizin bizi korumak istemesidir ama gel gör ki gereğinden fazla kaygı iç dengeyi bozuyor.
 
Tüm dünya gözle görülmeyen bir virüsle baş etmeye çalışıyor. Bu virüs kibirlenen, narsistleşen, doğaya hükmettiğini düşünen insanın acziyetini ortaya çıkarıyordu. İnsan gerçekten de aciz ve güçsüz.
 
Kaygılıyız ve kaygılı olmamız da gerekiyor. Lakin bu kaygının, bizi esir almasına izin vermeyelim. Öncelikle ölümün belirlenmiş bir vakitte olacağına iman etmemiz gerekiyor. Allah ölümü ve yaşamı sebeplere bağlamış. Bu virüs yokken de insanlar, bir çok doğa olayı ve çeşitli hastalıklarla ölüyordu. Yakınlarımızı yine kaybediyorduk. Her gün trafikte, binaların önünden geçerken, karşıdan karşıya geçerken yüzlerce kez ölüm tehlikesi geçiriyorduk. 
 
O zamanlarda da kontrol tamamıyla bizde değildi şimdi de... Hiç bir zaman da kontrol tam olarak bizde olmayacak. Gücümüzü aşan durumlarda aşırı kaygılanmak bize bir şey katmadığı gibi yaşam enerjimizi de azaltır. 
 
Tüm insanlığın ağır bir imtihandan geçtiği şu günlerde virüs salgınına karşı evlerimizden ayrılmamamız ciddi önem taşıyor. Evde sıkılıp kendi kendimizi strese sokmanın bir yararı yok. Bize verilen her günün hesabı bizden sorulacak. Ölüm gelinceye kadar imtihanımız devam ediyor. Öyleyse belli bir program dahilinde, hayatın içinde kalarak kaygıdan korunabiliriz.
 
Krizi fırsata çevirme ve yoğun kaygıdan korunmak için; 
 
Aile fertlerimizle daha çok vakit geçirme fırsatımız var. Tartışma ve çatışmalardan kaçınarak aile bağlarımızı güçlendirmeye çalışabiliriz.
Ailece ve fert olarak Arapça ve meal Kuran okumaları yapabiliriz.
Yine beraber ve bireysel olarak, kitap okuma saati olmalı. Okunacak kitaplar; hikaye roman, macera, siyer, sahabe hayatıyla ilgili kitaplar olabilir.
Hem farz hem nafile namaz oruç gibi ibadetlerimizi arttırabiliriz, huşu içinde yerine getirmeye özen gösterebiliriz.
Çocuklarımızın oyunlarına katılabilir, gerektiğinde oyunlar kurarak (kutu oyunları,puzzle vs) onlarla güzel vakit geçirerek ilişkimizi zenginleştirebiliriz.
Günde en az bir saat egzersiz yapabiliriz. İhtiyaçtan fazla, yüksek kalorili yiyeceklerden uzak durabiliriz, doymadan sofradan kalkma alışkanlığı kazanabiliriz. 
Sosyal medya perhizi yapabiliriz. Kasıtlı olumsuz haber yayanları engelleyebilir ve telefondan uzak durabiliriz. Bu şekilde zihinsel hijyene dikkat edebiliriz. Günde 2-3 kez, toplamda 30-40 dakika sosyal medyada haber takip etmek yeterli.
Evde olduğumuz bu dönemde, her gün 3-4 eş, dost, akrabayı arayabiliriz. Hal hatır sorarak ihtiyaçlarını gidermeye çalışabiliriz. Birilerini aramak bize de aradığımız kişiye de iyi gelecektir. 
Zihnimize hücum eden olumsuz düşünceleri yakalayarak kağıda dökme yoluna gidebiliriz. Böylelikle zihnimizi zehirleyen düşünceleri tanıyabilir ve kendimizi motive edebiliriz.
Uyku düzenine özellikle dikkat edilmeli. Uyanma saatimizin belirli olması bu süreçte ekstra önemlidir.
Yeteneklerimiz doğrultusunda daha önce yapmak isteyip de yapmaya fırsat bulamadığımız hayallerimizi, hedeflerimizi, hobilerimizi (Kuran öğrenme, dil öğrenme, elişi vs) hayata geçirebilir en azından ilk adımını atabiliriz.
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Zaman
2 ay önce yazıldı.
Allah bu dünyada ve ahiret hayatında yardımcın olsun güzel insan.
Veysi güneş

1

0
2 ay önce yazıldı.
Guzel yuregine saglik cok dogru öngörü dolu bir yazı olmuş herkese iyi gelecegine inaniyorum
Fikir - Yorum Kategorideki Diğer Haberler
Cennet Sevmeyi Bilenlerindir
Ölçülü ve İslami bir şuurla sevmeliyiz. Sevdiklerimiz bizden incinmemeli. Hem kendimize karşı hem de sevdiklerimize karşı adil olmalıyız.
Virüsten Heybemize Düşenler
Sitemiz yazarlarından Adnan Acar'ın gündeme ilişkin yazısını siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.
Koronalı Günler
Şunu bilmeliyiz ki; çağımızın gerçekleri bunlar. Gözümüzü kapatıp açmakla gitmeyen gerçekler.
Orhan Topdemir'in Kaleminden; Veba
Albert Camus’un veba salgınını ele aldığı bu yapıtta elbette ders çıkaracağımız çok şey var. Şuan dünyada küresel bir salgın olan Corona(covid-19) virüsü bütün insanlık için bir tehdit oluşturmuş durumda
Hakikati Komplo Teorileriyle Örtemeyiz
Evet, Bilimin de Dünyanın da aciz kalışını bir türlü kabullenememek tam anlamıyla bir ilahlık yakıştırmasıdır.
''Yarıncılar Helak Oldu''
Tamam, tamam bu sefer yarın yapacağımdan belli aslında yapmayacağı. Niye mi? Yarın diyor da ondan. Bugün yapabilse yapmadığı şeyi, belki kurtaracak kendini. Ama bugününün farkında olmayan kendisi, yarın da çok bir şey yapamayacaktır.
Kıssalarda Hikmeti Aramak
Sitemiz yazarlarından Ergün Aslan'ın "Kıssalarda Hikmeti Aramak" Adlı yazısı şöyle:
Koronavirüs İle İmtihanımız
İnsan uzaya gitti, güçlü aşılar buldu, dünyayı defalarca yok edecek kimyasal silahlar buldu, tıp çok ilerledi ve artık birçok hastalığın tedavisi var ama müstağnileşen insan, küçük bir virüs karşısında aciz kaldığını görmek ibret verici.
Veysi Yıldız'ın Kaleminden; Din Yerinde, Biz Neredeyiz ?
Dünya hayatı geçici bir hayat. Kısa bir süre geçip gideceğiz. Allah bizle yada bize rağmen nurunu tamamlayacaktır. Bu dine bir şey katamayız ama bu dinden alacağımız bir çok güzellik var. Allah'ın boyasıyla boyanmaya bakalım. Bizi kurtuluşa götürecek güz
Mes’uliyet Atakan’da Değil
Süleyman Seyfi Öğün, son günlerde çokça kitap okumasıyla gündeme gelen bir çocuğun, ihmal ve kifayetsizlik sonucu sosyal medyanın eline düşmesinin sonuçlarını değerlendiriyor.
Bir Başka Açıdan Dünyevileşme
Dünyevileşebileceği tehlikesini unutan kimse, dünyevileşmeye aday olmuştur. Lakin bir tehlikenin farkında olan insanlar, o tehlikenin doğurabileceği zararlardan korunmanın yollarını ararlar. Ama eğer tehlikenin farkında değilse insan, o zaman olan olur.
İstişarenin Önemi
Rabbimizin bu öğütleri ve peygamber (a.s)’ın bu örnekliğinden yola çıkarak söyleyeceğimiz şey; istişarenin bizleri, bizim için hayırlı olana bir adım daha yaklaştırmasıdır.
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Röportaj - Söyleşi
  • Fikir - Yorum
  • Yerel
Cömertlik Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
ÇOK OKUNANLAR
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    © Copyrigth 2018 pasurlife.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası