• BIST
    109.537
  • Altın
    373,57
  • Dolar
    6,7583
  • Euro
    7,6748
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Sanal Dünya Mirasımız İnternet Mezarlığında
'Ölüm sadece insana değil, bilgiye de gelir. 'Belki hâlâ o besteler çalınır / Gemiler geçmeyen bir ummanda” der şair. Ürettiğimiz hoş sedalar, kapanan siteler ile hangi ummana gider? Onca bilgi; sonsuza dek silinirse üretene saygı nerede?"
27 Kasım 2019 / 07:59

Şeref Oğuz'un Dünyabizim sitesinde yayınlanan yazısını ilginize sunuyoruz.

1990 yılını hatırlıyorum. Portal açma furyası başlamış, interneti keşfedenler, sürekli site üretir hâle gelmişti. Gelişen teknoloji, ucuzlayan bilgiye erişim ve kolaylaştırıcı yazılımlar eşliğinde sanal dünyada içerik patlaması yaşanmıştı.

Aradan geçen 20 yılda bu içerik miktarının 20 bin kez katlandığı tahmin ediliyor. Yazılı tarihin başlangıcından 2000 yılına dek üretilen toplam bilgi, artık her gün aynı miktarda üretilecek hâle geldi. Ancak bu dünyadaki sanal içerik, kapanan sitelerle ortadan kalkıyor.

Kurumsal siteleri bir yana bırakırsak, ticari faaliyetleri ve benzeri yapıları ayrı tutarsak dikkatimi çeken bir konu var; yaratılan içeriğin kimin malı olduğu ve ölen içerik sağlayıcının ya da kapanan sitenin bilgilerinin başına neler geldiği…

Bugün akıllı cep telefonları, yayınevi kompleksi hâline gelmiş durumda… Herkesin cebinde bir fotoğraf makinesi, fotoğraf stüdyosu, video kamerası, müzik editör masası, daktilosu, naklen yayın aracı vs. var. 20 yıl önce tüm bunları barındıran en mütevazı yayın grubunun harcayacağı para en az 1 milyon dolar civarındaydı. Şimdi bunu 5 bin liralık cep telefonu kapsayabiliyor.

Sosyal medya dediğimiz ortam, her gün 4 milyar içerik dağıtımından sorumlu… Herkesin dünya çapında yayıncı olduğu ancak izleyici kitlesinin(okur, seyirci, dinleyici vs.) 200 civarında olduğu bir dünyadan söz ediyoruz.

Fakat her insanı yayıncı hâline getiren WEB ortamı, bir bakıma “birkaç sayı çıkıp sonradan kapanan” dergilere de benzemeye başladı. Bazı siteler, içeriklerini yenilemeyerek bitkisel hayatı tercih etmiş. Bazısının ölüsünün dahi yatacak yeri kalmamış, adını beraberinde götürmüş ve Internet mezarlığına defnedilmiş…

Bu arada sadece web sayfası değil ölünce sanal bedenini internete gömenler de var. Hatta Amerikalı bir genç, hazırladığı sitede ünlüleri defnetmiş bile… İnternet sitesinde, Marilyn Monroe'dan John Lennon'a, Al Capone'dan Karl Marx'a kadar çok sayıda ünlünün mezarı yer alıyor. 25 milyondan fazla "sanal mezarın" bulunduğu sitede, ünlülerin yanı sıra sıradan insanların kaybettikleri yakınları için açtıkları bölümler de bulunuyor.

Jim Tipton adlı gencin, yıllar önce ünlü mafya babası Al Capone'nun mezarını ziyaretinden sonra geliştirdiği, “mezarları sanal ortama taşıma fikri” bugün binlerce üyesi bulunan dev bir internet sitesine dönüşmüş durumda... Şimdi bu moda hâlini almış ve ölen herkes için sanal mezar ortamı kuran yığınla internet mezarlığı kurulmuş bulunuyor.

Ben yine kişilerden ziyade kapanan sitelerin öldükten sonra ne oldukları konusuna odaklanayım. Kapanan sitelerin sayısını abarttığımı sanabilirsiniz. Ancak 20 yıldan bu yana ne çok site kapandığını merak edenler, kendi “sık kullanılanlar” listesindeki adreslere tıklayınca “görüntülenemeyen sayfalar” yazısını görebilirler.

Burada akla şu soru geliyor;

Portallarda oluşturulan bilginin sahibi kim?
Ölü sitelerdeki bilgiler, mezara mı gidecek?
Bu sorulara, bilgi sermayesinin hukuksal çerçevesiyle verilecek bir cevap yok. Çünkü ortada böyle bir hukuk düzenlemesi yok. Ama bir hukuksal çerçeve ihtiyacı da kendini hissettiriyor.

İnsanlara sanal ortamda var olma imkânı sunan her site, ekonomik sorunlara kurban gidince “sorumlu” davranmıyor. “Ruhuna el Fatiha, kapandık, eşyalarını topla” diyecek özeni göstermeyen milyonlarca site var. Bu portallar üzerinde kurulmuş arkadaşlıklar, oluşturulmuş forumlar, üretilmiş yazı, düşünce, makale, öykü, anı, şiir gibi içerikler ne olacak?

 

Kadın-erkek ilişkileri üzerine yazıları biriktiren, sanal dergilerde insanlardan makale toplayan, denemeler ürettiren ve bunları barındıran bir site; tüm müktesebatlarıyla yok olup gitmişti. Bazıları daha sorumlu davranıp aktif hâlden müze moduna geçmiş ancak zaman içinde bunları host edecek (içeriğe yataklık) özen gösterilmeyince sonsuza dek kaybolmuşlardı.

Nadiren içeriğe özen gösterip barındırdığı bilgiyi koruyan ve ziyaretçiye açık tutan siteler de var. Onları kutlamak gerekir. Hele ki Türkçe içerik oluşturmadaki sıkıntı, böylesi hürmetleri daha değerli kılıyor.

Benim endişem, yığınla insanın “üretkenliğinin ürünlerini ve kendini var ettiği sanal dünyadaki ilişkilerini” toprağa gömen siteler hakkında… Kapanırken ne var ne yok alıp giden bu siteler için hiçbir yaptırım (henüz) yok. Ama olmalı. Çünkü Internet, e-yaşam tarzının belirleyicisi ise üretilen içeriğin de korunması gerekiyor. Bu dünyada işlemler, sohbetler, eserler “sanal” olabilir. Fakat doğurduğu sonuçlar gerçektir ve reel dünyadakinden daha az kıymetli değildir. Entelektüel sermaye kavramı da bu noktada anlam kazanıyor. Giderken ne var ne yok tüm içeriği beraberinde götürenlerin, buna hakkı olmadığı gibi bu içeriği üretenlerin haklarını koruyacak bir düzenlemeye ihtiyaç var.

Bu ve benzeri konular şimdilik gri alanda… Ama bilgi sermayesinin yasal bir çerçeveye kavuşturulmasıyla üretilenin korunması imkânı da doğacak. Sadece ülkemizde değil Internet’i daha yoğun kullanan uluslar da bu tartışmayı yapıyor. Ülkemizde bu amaçla kurulmuş tartışma gruplarının, bu ve benzeri konuları da ele alıp “Internet ve hukuk” bağlamında değerlendirmesinin faydalı olduğunu düşünüyorum.

Bilgi; sanal ortamda da ölmez. Bizim özensiz davrandığımız her bilgi parçacığını toplayanlar var. Bunlara Big Data (Büyük Veri) diyorlar ve günümüz dünyasında bundan ekonomi kuran, zenginlik üretenler var. Hatta ölmüş web sitelerinin içeriğini, gömüldüğü sanal mezardan çıkaran nebbaşlar bile türedi…

Anlatmak istediğim; beden toprak olunca o bedenin sağlığında ürettiği düşünceler, kitaplaşmış, kayda alınmışsa yaşamaya devam edeceğidir. Bilgilerimizi tutma ve yayma iddiasındakilerin buna özen göstermesi, bana göre zorunluluk olmalıdır.

Şeref Oğuz

YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Fikir - Yorum Kategorideki Diğer Haberler
Cennet Sevmeyi Bilenlerindir
Ölçülü ve İslami bir şuurla sevmeliyiz. Sevdiklerimiz bizden incinmemeli. Hem kendimize karşı hem de sevdiklerimize karşı adil olmalıyız.
Virüsten Heybemize Düşenler
Sitemiz yazarlarından Adnan Acar'ın gündeme ilişkin yazısını siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.
Psikolog Veysi Yıldız Yazdı; Virüs Ve Kaygı
Tüm dünya gözle görülmeyen bir virüsle baş etmeye çalışıyor. Bu virüs kibirlenen, narsistleşen, doğaya hükmettiğini düşünen insanın acziyetini ortaya çıkarıyordu. İnsan gerçekten de aciz ve güçsüz.
Koronalı Günler
Şunu bilmeliyiz ki; çağımızın gerçekleri bunlar. Gözümüzü kapatıp açmakla gitmeyen gerçekler.
Orhan Topdemir'in Kaleminden; Veba
Albert Camus’un veba salgınını ele aldığı bu yapıtta elbette ders çıkaracağımız çok şey var. Şuan dünyada küresel bir salgın olan Corona(covid-19) virüsü bütün insanlık için bir tehdit oluşturmuş durumda
Hakikati Komplo Teorileriyle Örtemeyiz
Evet, Bilimin de Dünyanın da aciz kalışını bir türlü kabullenememek tam anlamıyla bir ilahlık yakıştırmasıdır.
''Yarıncılar Helak Oldu''
Tamam, tamam bu sefer yarın yapacağımdan belli aslında yapmayacağı. Niye mi? Yarın diyor da ondan. Bugün yapabilse yapmadığı şeyi, belki kurtaracak kendini. Ama bugününün farkında olmayan kendisi, yarın da çok bir şey yapamayacaktır.
Kıssalarda Hikmeti Aramak
Sitemiz yazarlarından Ergün Aslan'ın "Kıssalarda Hikmeti Aramak" Adlı yazısı şöyle:
Koronavirüs İle İmtihanımız
İnsan uzaya gitti, güçlü aşılar buldu, dünyayı defalarca yok edecek kimyasal silahlar buldu, tıp çok ilerledi ve artık birçok hastalığın tedavisi var ama müstağnileşen insan, küçük bir virüs karşısında aciz kaldığını görmek ibret verici.
Veysi Yıldız'ın Kaleminden; Din Yerinde, Biz Neredeyiz ?
Dünya hayatı geçici bir hayat. Kısa bir süre geçip gideceğiz. Allah bizle yada bize rağmen nurunu tamamlayacaktır. Bu dine bir şey katamayız ama bu dinden alacağımız bir çok güzellik var. Allah'ın boyasıyla boyanmaya bakalım. Bizi kurtuluşa götürecek güz
Mes’uliyet Atakan’da Değil
Süleyman Seyfi Öğün, son günlerde çokça kitap okumasıyla gündeme gelen bir çocuğun, ihmal ve kifayetsizlik sonucu sosyal medyanın eline düşmesinin sonuçlarını değerlendiriyor.
Bir Başka Açıdan Dünyevileşme
Dünyevileşebileceği tehlikesini unutan kimse, dünyevileşmeye aday olmuştur. Lakin bir tehlikenin farkında olan insanlar, o tehlikenin doğurabileceği zararlardan korunmanın yollarını ararlar. Ama eğer tehlikenin farkında değilse insan, o zaman olan olur.
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Röportaj - Söyleşi
  • Fikir - Yorum
  • Yerel
Cömertlik Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
ÇOK OKUNANLAR
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    © Copyrigth 2018 pasurlife.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası