• BIST
    89.821
  • Altın
    341,62
  • Dolar
    6,5720
  • Euro
    7,2324
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Ali ALU
18 Eylül 2018 Salı 10:20
Ulusçuluk Gerçeği

Ulusçuluk,eski bir kavram olarak gözükmesine rağmen aslında yeni bir kavramdır.18. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Nation kavramı bu döneme kadar kavim anlamına gelirken Fransız Devriminden sonra ulus yerine kullanılmaya başlanmştır. Bu kavram kendiliğinden ortaya çıkmış bir kavram olmamış, sıfırdan üretilmiştir. Bu yönüyle icat edilmiş bir siyasi ideoloji ve bir toplum mühendisliği olarak kabul edilebilir. Bu bağlamda Modernizm ve ulusçuluk arasında sıkı bir ilişki vardır. Ulusçuluk , modernizmin direk bir sonucu olmasa bile ulusçuluğun ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden biridir.

Giddens, ulusalcılığın psikolojik karekterine dikkat çeker ve onu siyasal bir düzenin üyeleri arasında ortaklığı ve vurgulaması için insanların simge ve inançlara bağlanması olarak tanımlar.

Breuilley ‘e göre ulusçuluk iktidarı ele geçirmeye ya da kullanmaya çalışan ve bunu ulusçu iddialara dayanarak haklı gösteren bir siyasi harekettir. Tanımlarından anlaşılacağı gibi bu kavram kurgulanmış/hayal edilmiş seküler değerler üzerine kurulmuş homojenliği benimseyen bireyleri sınırları belli topraklara mahkum eden gelenek ve kültürlerin içini boşaltan sıfırdan bir tarih öreten, kendi kutsalını yaratan ve statüko/sistemi meşrulaştırmak için icat edilmiş bir ideolojidir.

Şunu bilmek gerekiyor ki bu kavram kendiliğinden ortaya çıkmamıştır. Arka planında bu kavramın ortaya çıkmasına neden olan birçok sebep vardır. Bunların başında Roman’ın kilise ile uzun mücadelesi sonucunda kiliseyi kontrolü altına alarak içini boşaltmasıdır. Dini tekeline alan  Roma bu durumu çıkarları için kullanarak din adına halka büyük zulümler yapmaya başladı. Roman’ın bu despotizmine karşı Luther’in kilisesiz ve ruhbansız bir hiristiyanlık adı altında yaptığı başkaldırıyla hiristiyanlığı kiliseye haps etmiştir. Bunun sonucunda yeni bir din algısı ortaya çıktı(dünyevi kutsama algısı). Dini bir motivasyon aracı olmaktan çıkardı. 

Meydana gelen bu değişim beraberinde yeni bir dünya algısını getirdi. Egemenlik anlayışı değişmeye başladı. ‘’İnsan her şeyin ölçüsüdür.’’ Mantığı sonucunda insan kutsallaştırıldı. Yeryüzü egemenliği insana verildi. Yeni formlar icat edildi. Birey ve toplum yeniden şekillendirildi. İnsan ve tanrı ilişkisi yeniden belirlendi. Bu asra kadar üst formda sürekli tanrı vardı. Bu asırdan sonra tanrının üst forumunun yerini ulusal dil ve tarih almaya başladı. Ritüeller ve semboller kutsallaştırıldı. Etnisiteye bağlı yeni bir insan kimliği oluşturuldu. Ulusal vatana bağlılığı artırmak için yeni bir kültür, gelenek ve tarih anlayışı inşa edildi.

Sistematik olarak yapılan bu toplum mühendisliği sonucunda toplumda köklü değişimler meydana geldi. Farklı kavimler ulusçuluk potasında eritilerek tek tipleştirildi. Din hayatın dışına itilmesi kültür ve geleneklerin yeniden icat edilmesi sonucunda toplumlar homojen bir durum arz etmeye başladı. Bu durum farklı görüşlerin yeşermesi engellendi. Tek tip görüş hakim kıldı.

Bunlara binaen ulusçuluk halk egemenliğini savunur. Bu yönüyle bireyin davranışları üzerinde etkin bir rol oynar. Özellikle bireye bir etnisiteye ve topluluğa mensup olma şuurunu empoze eder. Bu bağlamda ritüeler ve semboller ulus mantığından önemli yer tutar. Bu kavramlar ulus kimliğini meşrulaştırır. Bütün bireylerin aynı hedefe yönlendirir. İnsanlar arasındaki farklılıkları ortadan kaldırarak aynileştirir. Ayrıca aralarındaki duygu birliğini sağlayarak ulusa olan bağlılığı artırır. Bun yüzden ulus mantığında bayrak, marş, vatan gibi ulusal unsurlar kutsal kabul edilir. Çünkü bu kavramlar ulus içinde farklılıkları gizleyen onları bastırıp birlikteliği sağlayan anahtar unsurlardır.
Durkheim’ın bireyler, aynı çığlığı atarak, aynı kelimeyi telaffuz ederek veya nesneye karşı aynı hareketleri yaparak kendilerini birlik halinde hissetmeye başlar. 

Durkheim’in işaret ettiği gibi kendi ulusunun insanlarıyla ahlaki bir birlik içinde olduğundan, kendisine daha fazla güvenir. Tıpkı tanrının kendisinden yana olduğunu düşünen dindar gibi cesaretlenir ve atılganlaşır. Yazar nesnelerin birey ve toplum davranış ve duygularını nasıl etkilediği açıklayarak ritüel ve sembollerin kitleleri nasıl etkilediğine açıklık getirmektedir. 

Bu bağlamda Türk ulusçuluğunu tahlil edersek, Batıdan etkilemelerin aslında 2.Mahmut döneminde başladığı ulusalcılığa asıl geçişin ise İttihat Terakki ile başladığını söyleyebiliriz. Fakat Türkiye’de  ulus devlete geçişi Avrupa ile kıyaslarsak; batıda özelikle Fransa’da halk tabanlı bir geçiş olurken, bizde ki dönüşüm tepeden inme bir şekilde elit kadroların eliyle gerçekleşmiştir. Bu dönemde ulus mantığını yerleştirmek için Osmanlıya ait kalıntılar yok edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Genç kalemler olarak bilinen Ömer Seyfettin, Namık Kemal, Mehmet Emin Yurdakul ve Ziya Gökalp gibi aydınlar ulusçuluğun düşünce boyutunu oluşturmuştur. Namık Kemal etnisiteye bağlılığı artırmak için ilk defa vatan kavramını kullanmaya başlamış, Ziya Gökalp Türkçenin diğer dillerde üstün olduğu fikrini öne sürerek bu düşüncesini sistematik hale getirdi. Bunlara binaen Cumhuriyet Döneminde yapılan köklü inkılaplarla beraber ulusçuluk fikri iyice yerleşmeye başladı. 

Özetle;devletler statükolarını korumak ve egemenliklerini meşrulaştırmak için kendi ulusunu oluşturdu. Bunun için de sistemi kuranlar kendileri için tehlike olarak gördükleri yapıları ya yok etmiştir yada kurdukları yapılara zorla da olsa entegre etmiştir.

 Sonuç olarak; Allah Kur’an da ‘Ey insanlar biz sizi bir erkek bir kadında yarattık, birbirilerinizi tanımanız için kabilelere ayırdık’(Hucurat-13) ayette belirtildiği gibi insanları farklı ırk ve kavimlerde olması Allah’ın Ayetlerindedir. Bu yüzden İslam ulusçuluk mantığına karşıdır. İslam da esas olan inanç birliğidir. kan bağı kriter değildir. Bundan dolayı milliyetçilik anlayışına karşıdır.


İstifade Edilen Kaynaklar
Örs Birsen;19.Yızyıldan 20.Yızyıla-ModernSiyasi İdeolojiler Bilgi Üniversitesi yay.
Vatandaş, Celalettin; Ulusal Kimlik, Açılım Kitap yay.
Arslan, Abdurrahman; Modern Dünyada Müslümanlar, İletişim yay.
Özgür-Der, Küresel Sistemler Kavramlar 

Etiketler :
UlusçulukGerçeği
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Röportaj - Söyleşi
  • Fikir - Yorum
  • Yerel
Cömertlik Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
ÇOK OKUNANLAR
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    © Copyrigth 2018 pasurlife.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası