• BIST
    109.537
  • Altın
    373,68
  • Dolar
    6,7653
  • Euro
    7,6647
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
''Yarıncılar Helak Oldu''
Tamam, tamam bu sefer yarın yapacağımdan belli aslında yapmayacağı. Niye mi? Yarın diyor da ondan. Bugün yapabilse yapmadığı şeyi, belki kurtaracak kendini. Ama bugününün farkında olmayan kendisi, yarın da çok bir şey yapamayacaktır.
19 Mart 2020 / 09:01

Sitemiz yazarlarından Muhlis Kılıç'ın yazısını siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.

Etrafımızda yaşadığımız olaylar, gördüğümüz şeyler bize birçok şeyi öğretir. Öğretir öğretmesine lakin onu görecek gözümüzün açık olması gerekir. Görmek için çoğu zaman sadece görme organımız olan gözümüzün açık olması yetmez. Birçok şeyi görebilmemiz için gönül gözümüzü açmamız gerekebilir. Gönül gözümüz açık olduğunda her şey görünür olur mu gözümüze orasını bilemem fakat görebilmenin ilk şartının bu olduğunu söyleyebilirim. 

Her bakan görmez. 
Her gören bilmez. 
Her bilen yaşamaz.

Ama gerçek olan bir şey varsa, o da her yaşayanın öleceğidir. Ölüm kelimesi kulakları tırmalıyor değil mi? Ağızların tadını kaçırıyor gerçekten. Nasıl kaçırmasın ki ölüm ağızların tadını. Dünyanın bütününü yese doymayacak ağızların tadını kaçırır elbette.

Sizin oraları bilmem ama bizim buralarda dinamitle balık avlarlar. Dinamitle balık avlamak mı? Dediğini duyar gibiyim. Çok vahşice değil mi? Elbette öyledir. Dinamitle balık avlamanın savunulacak bir tarafı yoktur, burası doğrudur. Lakin balıkların dinamitlerle öldürülmelerine ses çıkaranlar, misket bombalarıyla çocukların öldürülmelerine ses çıkarmıyor, odur tuhafıma giden. Biliyorum çok karışık anlatıyorum ama kafam karışık ondandır belki. Karışık derken, öyle yanlış anlaşılmasın. Aslında nettir kafam. Sadece etrafımda kafamı karıştırmaya çalışanlar var. Aslında onların amacı kafamı karıştırmak değil, kafa karıştırdıklarının da farkında değiller ama insan her şeyi farkında olarak yapmıyor ki zaten.

Balık avlamaya gitmiştik. Gayet sakin bir şekilde ağlarımızı atmış, balıkların ağa takılmasını bekliyorduk. Arkadaşların biri, birden sevinç çığlıkları atmaya başlamıştı. Nasıl atmasın ki, zaten balık avlayacağız diye yiyecek bir şeyler getirmemiştik ama saatlerdir de bir türlü balık avlayamamıştık. Arkadaş büyük mü büyük bir balık görmüştü. Birileri dinamit atmıştı yine. Öyle olunca dinamiti atanların gözünden kaçan balıklar, suda kendilerini bulacak birilerini görecekleri umuduyla yol tutarlar. Arkadaşımız balığı gördüğünün sevinciyle çığlık atmaya başlamış ama bu sevinci uzun sürmemişti. 

Suda cansız bir halde bulduğun balığı ilkin bayatlamış mı yoksa yenilebilecek durumda mı diye koklarsın. Balık kokmaya başladı mı artık yenmez. Arkadaşın elindeki balık da kokmuş olacak ki, birden fırlatıyor balığı. Burnunda ki o kötü koku eline de geçmiş, balığı eline aldığına pişman olmuştu. 

Hayatta da işler çoğu zaman böyle olur. İnsanların çoğu yaptıklarından pişman olurlar. Pişman olanlar da kendi aralarında ayrılırlar. Pişmanlıklarında ders çıkaranlar, bir de pişmanlıklarına pişmanlıklar katmaya devam edenler diye. Hayatları sürekli pişmanlıklarla geçer bu insanların. Hep birkaç adım geriden gelirler bu insanlar. Zamanında yapmaları gerekenleri yapmamalarının acısını 

sürekli hissederler yüreklerinde. 

Ortaokula geçtiklerinde şöyle yakınırlar: 

‘’Ah keşke bu aklımla ilkokulu okusaydım.’’ derler. 

Sonra şöyle devam eder bu şarkının sözleri:

‘’Ah keşke bu aklımla ortaokulu okusaydım.’’

‘’Ah keşke bu aklımla liseyi okusaydım.’’

‘’Keşke üniversiteyi şu halimle okusaydım. Ben bilirdim o zaman ne yapacağımı.’’

 ‘’Ah keşke şu anki aklım olsaydı’’ cümlesi şarkılarının nakaratı olur. 

Tabi bir de günde üç öğün dinledikleri,  ‘’Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan, sonradan’’ şarkısı da onların yoldaşı olmuştur. 

Hayata hep geç kalmışlardır. O yüzden hayata bir-sıfır değil birkaç sıfır yenik başlamışlardır. 
Balık koktuğunda nasıl yenmez hale geliyorsa, nasıl ki o güzelim balık artık çöpe gitmeye, çürümeye mahkûm olmuşsa, biz de hayatımızda yapmamız gerekenleri zamanında yapmadığımızda, hayatımızı bir çöp yığınına dönüştürmüş oluruz. Çöp biriktiririz kendimizle.

İşte bu yüzden zamanın ruhuna uygun davranabilmeyi becerebilmeliyiz.

Çilek henüz olgunlaşmamışken yenmez. Yense bile tat bırakmaz ağızda. Tat bıraksa bile güzel bir tat bırakmaz. Güzel bir tat bıraksa dahi, çilek ağlar onu yediğinize. Çünkü onu yemenizin henüz vakti gelmemiştir.

Yenme zamanı geçmek üzere olan meyveler de yenmediklerinde ağlarlar ama dedim ya herkes göremez ağladıklarını. Görse bilmez, bilse yaşamaz. Yaşanmadığında anlamı olmaz bilmenin. Bilmediğinde anlamı olmaz görmenin. Görmediğinde anlamı olmaz bakmanın. Bakamayanın bir hayatı olmaz. Öyleyse bakmak, görmek, bilmek ve yaşamak lazım.

Çileği daha olgunlaşmamışken yemek nasıl doğru değilse, çürüdükten sonra yemek de aynı şekilde doğru değildir. Çileğin bile bir yenme zamanı varsa şu hayatta, çok daha önemli şeylerin zamanı olmaz mı? Aslında her şeyin bir zamanı vardır. Sadece bazı şeyler bize göre zamansız olur. Bir yakınımızın ölmesi mesela. Sürekli konuyu ölüme getirdiğimin farkındayım. Nasıl getirmeyeyim ki? Bütün yalanların arasında tek gerçek değil mi ölüm? Hem de her tarafı saran tozpembe yalanların arasında. Yalanın pembesinin nasıl olduğunu bir türlü anlamadım. Ama insanın pembesini bilirim.
Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. Bugünkü zamanda, sıkıntılarımızın temelinde işleri zamanında yapmamamız yatıyor. 

Sadece bu dünyada da geçerli bir durum değil, ahrette de suçluların şöyle yakaracaklarını söylüyor Kur’an:

‘’Keşke bu hayatım için önceden bir şeyler yapsaydım.’’

Nasıl yani önceden bir şeyler yapmak?

İşte öyle. Dedim ya hep geç kalmıştır o. Aslında belki de yapamadığı şeylerin çoğunu yapmak da istemiş olabilir ama hep bir sonraki gün, bir sonraki gün, tamam tamam bu sefer yarın yapacağım ve …

Tamam, tamam bu sefer yarın yapacağımdan belli aslında yapmayacağı. Niye mi? Yarın diyor da ondan. Bugün yapabilse yapmadığı şeyi, belki kurtaracak kendini. Ama bugününün farkında olmayan kendisi, yarın da çok bir şey yapamayacaktır. 

O yüzden, ‘’Yarıncılar helak oldu.’’ demiş, Resûlullah (a.s).

Yine Kur’an’da bu insanların şöyle diyecekleri belirtilir:

‘’Ey Rabbimiz bizleri öbür dünyaya geri gönderirsen, alnını secdeden kaldırmayanlar olarak göreceksin.’’

‘’Keşke felankesi dost edinmeseydim’’

‘’Keşke şimdi onların bizden uzaklaştığı gibi o gün bizde onlardan uzaklaşsaymışız.’’

‘’Bir dönüş yok mu?’’

Evet, bir grup insan işte böyle sızlanacak. Bir şeyleri zamanında yapmamalarının bedelini en ağır bir şekilde ödeyeceklerdir.

Bir de kendilerine hikmet bahşedilenler var. Bir şeyi yerli yerince yapmak; doğru bilgiyi, doğru zamanda işe yarayacak şekilde kullanmak anlamlarına geliyor hikmet. Rabbimiz ‘’Ve kime hikmet verilmişse ona büyük hayırlar verilmiştir.’’ buyuruyor. 

Yarıncılardan olmamak için bugünden nelerin yapılacağına kulak kabartmamız gerekiyor. Yarının geleceğinin garantisinin olmadığı bir dünyada işleri yarına bırakmak, akıllı insanların işi değildir. Akıllı kişi nefsini terbiye eden ve ahreti için çalışan kişidir.

Yarıncılardan olmama dileğiyle.

YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Fikir - Yorum Kategorideki Diğer Haberler
Cennet Sevmeyi Bilenlerindir
Ölçülü ve İslami bir şuurla sevmeliyiz. Sevdiklerimiz bizden incinmemeli. Hem kendimize karşı hem de sevdiklerimize karşı adil olmalıyız.
Virüsten Heybemize Düşenler
Sitemiz yazarlarından Adnan Acar'ın gündeme ilişkin yazısını siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.
Psikolog Veysi Yıldız Yazdı; Virüs Ve Kaygı
Tüm dünya gözle görülmeyen bir virüsle baş etmeye çalışıyor. Bu virüs kibirlenen, narsistleşen, doğaya hükmettiğini düşünen insanın acziyetini ortaya çıkarıyordu. İnsan gerçekten de aciz ve güçsüz.
Koronalı Günler
Şunu bilmeliyiz ki; çağımızın gerçekleri bunlar. Gözümüzü kapatıp açmakla gitmeyen gerçekler.
Orhan Topdemir'in Kaleminden; Veba
Albert Camus’un veba salgınını ele aldığı bu yapıtta elbette ders çıkaracağımız çok şey var. Şuan dünyada küresel bir salgın olan Corona(covid-19) virüsü bütün insanlık için bir tehdit oluşturmuş durumda
Hakikati Komplo Teorileriyle Örtemeyiz
Evet, Bilimin de Dünyanın da aciz kalışını bir türlü kabullenememek tam anlamıyla bir ilahlık yakıştırmasıdır.
Kıssalarda Hikmeti Aramak
Sitemiz yazarlarından Ergün Aslan'ın "Kıssalarda Hikmeti Aramak" Adlı yazısı şöyle:
Koronavirüs İle İmtihanımız
İnsan uzaya gitti, güçlü aşılar buldu, dünyayı defalarca yok edecek kimyasal silahlar buldu, tıp çok ilerledi ve artık birçok hastalığın tedavisi var ama müstağnileşen insan, küçük bir virüs karşısında aciz kaldığını görmek ibret verici.
Veysi Yıldız'ın Kaleminden; Din Yerinde, Biz Neredeyiz ?
Dünya hayatı geçici bir hayat. Kısa bir süre geçip gideceğiz. Allah bizle yada bize rağmen nurunu tamamlayacaktır. Bu dine bir şey katamayız ama bu dinden alacağımız bir çok güzellik var. Allah'ın boyasıyla boyanmaya bakalım. Bizi kurtuluşa götürecek güz
Mes’uliyet Atakan’da Değil
Süleyman Seyfi Öğün, son günlerde çokça kitap okumasıyla gündeme gelen bir çocuğun, ihmal ve kifayetsizlik sonucu sosyal medyanın eline düşmesinin sonuçlarını değerlendiriyor.
Bir Başka Açıdan Dünyevileşme
Dünyevileşebileceği tehlikesini unutan kimse, dünyevileşmeye aday olmuştur. Lakin bir tehlikenin farkında olan insanlar, o tehlikenin doğurabileceği zararlardan korunmanın yollarını ararlar. Ama eğer tehlikenin farkında değilse insan, o zaman olan olur.
İstişarenin Önemi
Rabbimizin bu öğütleri ve peygamber (a.s)’ın bu örnekliğinden yola çıkarak söyleyeceğimiz şey; istişarenin bizleri, bizim için hayırlı olana bir adım daha yaklaştırmasıdır.
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Röportaj - Söyleşi
  • Fikir - Yorum
  • Yerel
Cömertlik Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
ÇOK OKUNANLAR
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    © Copyrigth 2018 pasurlife.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası