• BIST
    109.537
  • Altın
    373,41
  • Dolar
    6,7683
  • Euro
    7,6685
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Yaşlılarla Konuşmak Gerek
Bizler müslümanız ve hayatımızın her alanında, Rabbimizin istediği bir şekilde yaşamanın çabası içerisinde olmaya çalışırız. İbadeti, sadece namaz kılmaktan veya hacca gitmekten ibaret gör(e)meyiz.
11 Eylül 2019 / 19:55

Sitemiz yazarlarından Muhlis Kılıç'ın yazısını ilginize sunuyoruz.

Geçen gün yaşadığım bir olay, bana iki sene önceki bir olayı hatırlattı. Zaman sıralamasına göre anlatmaya başlayayım.
 

I

Gençlerle beraber Diyarbakır otogarında, bizleri Tatvan’a götürecek olan otobüsü bekliyorduk. Çok yüksek sesle mi konuşuyorduk? Bence öyle değildi ama bir ses uyardı bizleri. ‘’Sessiz olun biraz!’’ sesin geldiği tarafa doğru baktığımda bize seslenenin yaşlı bir teyze olduğunu gördüm ve ‘’Tamam teyze. Rahatsız ettiysek özür dileriz.’’ diye de ekledim. Teyzenin niyetinin başka olduğunu, onbeş dakika süren sohbetten sonra ona sorduğum bir soruyla pekiştirdim. Şöye dedim ona: ‘’Teyze bizimle muhabbet etmek için kızdın bize değil mi?’’ Cevap, gülümseyen yüzde kendini gösteriyordu.

II

Bizim burada, ‘Xalê Çuçan’ diye bilinen Muhammed dayı ile ilgili. Geçen gün pikniğe giden bir grubu evlerinden almış ve Soravang tarafına doğru ilerlemeye başlamıştık. Xalê Çuçan’ın olduğu yere vardığımızda onu, yolun üstünde bekliyorken gördüm. Önümden giden araca elini kaldırdı. Ben geçince, bana da el kaldırdı. Nereye gitmek istiyordu, bilmiyorum ama arabada yer olmadığı için duramamıştım. Onları bırakıp döndüğümde, Xalê Çuçan yine elini kaldırdı. Biraz şaşırdım önce, ama durdum yine de. Asıl mesele burda başlıyor zaten. ‘’Dayı gel bin’’ dedim. ‘’Yok ben binmeyeceğim.’’ dedi. ‘’Öyleyse niye durdurdun beni?’’ diye sordum. ‘’Öylee. Dedim bakayım, hele kimsin? Nereden geliyorsun?’’ Hatır istedim ondan ve yola devam ettim.

İki olay olsa da ortada, aslında ikisinin de bizlere anlatmak istediği bir konu var. İnsan yaşlanınca, konuşacak birilerini arar oluyor. Etrafındaki insanlardan ilgi bekliyor. En iyisi mi? Kendisini dinleyecek birini arıyor. 

Yetiştirdiği, büyüttüğü o kadar çocuğu vardı oysa. Çocukları neredeydi? Ne işle meşgullerdi kim bilir? Onlar da kendi çocuklarıyla uğraşıyor olmalıydılar. Hem o yüzden, baba ve anneler olarak, onlarda kızmıyorlardı çocuklarına. Onlar da öyle yapmışlardı çünkü. Anne-babaları yanlarında yaşlanırken onlar çocuklarıyla ilgileniyorlardı. 

Hem onlarda gençken, onlarla konuşmak isteyen yaşlı insanları, dinliyormuş gibi de olsa dinlemiyor, hiç oralı da olmuyorlardı. Belki de bugün onun acısını yaşıyorlardı, o yüzden ses çıkarmıyorlardı kimseye, kim bilir?

Bugün yaşlılarımız, modern çağın getirdiği nimetlerin(!) çoğundan sonuna kadar faydalanan gençlerin bulunduğu bir dönemde, kendilerini dinleyecek, kendileriyle konuşacak birilerini bulamıyorlar. Herkes bir yerlere gömülmüş. Kimsenin kimseden haberi olmaz olmuş. Nice çocuklar doğuran anneler, bugün kendi evlerinde tek başına yaşar olmuş. Hani tek başına yaşayan anneler ölse, kimsenin ruhu duymayacak duruma gelmişiz. 

Tatile gidecekleri için, yaşlı anne babalarını hastaneye yatıracak kadar düşünceli okumuşlarımız(!) var bu dönemde. İş arkadaşlarına, ‘’Biz dönüşte gelip alacağız.’’ demeyi ihmal etmeyen okumuşlarımız.

İnsanların hepsi böyle mi peki? Elbette ki değil. Allah’a hamd olsun ki anne-babalarının kıymetini bilen, onları razı etmenin yollarını arayan insanlarda var etrafımızda. 

‘’Rabbin ancak kendisine kulluk etmeni ve ana-babaya iyilikte bulunmanı emretmiştir. Onlardan biri ya da ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara “öf!” bile deme! Onları sakın azarlama! Onlara hep güzel ve iç açıcı sözler söyle!’’ ayetinin yürüyen hali olan insanlar var etrafımızda.

Bizler müslümanız ve hayatımızın her alanında, Rabbimizin istediği bir şekilde yaşamanın çabası içerisinde olmaya çalışırız. İbadeti, sadece namaz kılmaktan veya hacca gitmekten ibaret gör(e)meyiz. 

İşte bu yüzden, başta anne-babalarımız olmak üzere, etrafımızdaki yaşlılarla ilgilenmeyi, onları sevindirmeyi, onları dinlemeyi ibadet bilinciyle yaparız/yapmalıyız. 

‘’Kime uzun ömür verirsek onu yaratılış çizgisinde tersine çeviririz.’’ ayetinin inceliklerini kavramalı, yaşlandıkça çocuklaşan yakınlarımıza ona göre muamele etmeliyiz.

Ve eğer Allah canımızı almazsa, birgün bizlerin de, bugün o beğenmediğimiz, yaşlıların haline düşeceğimizi de unutmamalıyız.

 

YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Fikir - Yorum Kategorideki Diğer Haberler
Cennet Sevmeyi Bilenlerindir
Ölçülü ve İslami bir şuurla sevmeliyiz. Sevdiklerimiz bizden incinmemeli. Hem kendimize karşı hem de sevdiklerimize karşı adil olmalıyız.
Virüsten Heybemize Düşenler
Sitemiz yazarlarından Adnan Acar'ın gündeme ilişkin yazısını siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.
Psikolog Veysi Yıldız Yazdı; Virüs Ve Kaygı
Tüm dünya gözle görülmeyen bir virüsle baş etmeye çalışıyor. Bu virüs kibirlenen, narsistleşen, doğaya hükmettiğini düşünen insanın acziyetini ortaya çıkarıyordu. İnsan gerçekten de aciz ve güçsüz.
Koronalı Günler
Şunu bilmeliyiz ki; çağımızın gerçekleri bunlar. Gözümüzü kapatıp açmakla gitmeyen gerçekler.
Orhan Topdemir'in Kaleminden; Veba
Albert Camus’un veba salgınını ele aldığı bu yapıtta elbette ders çıkaracağımız çok şey var. Şuan dünyada küresel bir salgın olan Corona(covid-19) virüsü bütün insanlık için bir tehdit oluşturmuş durumda
Hakikati Komplo Teorileriyle Örtemeyiz
Evet, Bilimin de Dünyanın da aciz kalışını bir türlü kabullenememek tam anlamıyla bir ilahlık yakıştırmasıdır.
''Yarıncılar Helak Oldu''
Tamam, tamam bu sefer yarın yapacağımdan belli aslında yapmayacağı. Niye mi? Yarın diyor da ondan. Bugün yapabilse yapmadığı şeyi, belki kurtaracak kendini. Ama bugününün farkında olmayan kendisi, yarın da çok bir şey yapamayacaktır.
Kıssalarda Hikmeti Aramak
Sitemiz yazarlarından Ergün Aslan'ın "Kıssalarda Hikmeti Aramak" Adlı yazısı şöyle:
Koronavirüs İle İmtihanımız
İnsan uzaya gitti, güçlü aşılar buldu, dünyayı defalarca yok edecek kimyasal silahlar buldu, tıp çok ilerledi ve artık birçok hastalığın tedavisi var ama müstağnileşen insan, küçük bir virüs karşısında aciz kaldığını görmek ibret verici.
Veysi Yıldız'ın Kaleminden; Din Yerinde, Biz Neredeyiz ?
Dünya hayatı geçici bir hayat. Kısa bir süre geçip gideceğiz. Allah bizle yada bize rağmen nurunu tamamlayacaktır. Bu dine bir şey katamayız ama bu dinden alacağımız bir çok güzellik var. Allah'ın boyasıyla boyanmaya bakalım. Bizi kurtuluşa götürecek güz
Mes’uliyet Atakan’da Değil
Süleyman Seyfi Öğün, son günlerde çokça kitap okumasıyla gündeme gelen bir çocuğun, ihmal ve kifayetsizlik sonucu sosyal medyanın eline düşmesinin sonuçlarını değerlendiriyor.
Bir Başka Açıdan Dünyevileşme
Dünyevileşebileceği tehlikesini unutan kimse, dünyevileşmeye aday olmuştur. Lakin bir tehlikenin farkında olan insanlar, o tehlikenin doğurabileceği zararlardan korunmanın yollarını ararlar. Ama eğer tehlikenin farkında değilse insan, o zaman olan olur.
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Röportaj - Söyleşi
  • Fikir - Yorum
  • Yerel
Cömertlik Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
ÇOK OKUNANLAR
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    © Copyrigth 2018 pasurlife.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası