• BIST
    88.059
  • Altın
    342,36
  • Dolar
    6,5884
  • Euro
    7,2555
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Recep ŞEKER
Recep ŞEKERTüm Yazlıları
28 Mart 2018 Çarşamba 12:42
Yeniden Yapılanma

YENİDEN YAPILANMA /MUHAMMED ABİD EL-CABİRİ

Son 100- 150 yıllık süreçte İslam’ın yeniden yorumlanma çabasının büyük düşünsel bir birikim bununla birlikte büyük bir tartışmayı da doğurduğunu bu düşünsel birikime karşı gerek gelenekçiler gerekse farklı düşünsel kesimler tarafından eleştiriler getirildiği malumdur. Hatta gecen kısa sürede ülkemizde de gündem konusuydu..ve yene  farklı tartışmalara sahne olduk…bu tartışmalardan yola çıkarak ve konuyla ilgili çağdaş Arap düşüncesinde yeniden yapılanma kitabını ve yazarı olan Muhammed Abid El Cabir’i tanımak ve bilmemiz gerektiği düşündük..


Kitabın yazarı tanınan ve modern İslam düşüncesinin çağımızdaki savunucuları arasında yerini almış 1936’da Mağrib’de (Fas) doğan Muhammed el Cabiri 1968’de felsefe diploması, 1970’de Rabat’daki Külliyetü’l-Adab’tan felsefe doktorası almıştır. 1967’den bu yana adı geçen fakültede felsefe ve Arap-İslâm düşüncesi hocalığı yapmış. Felsefi Mirasımız, İslâm’da Siyasi Akıl, Arap Aklının Oluşumu, Arap Aklının Yapısı, Gelenek ve Modernlik, Demokrasi ve İnsan Hakları, Yeniden Yapılanma vb. birçok konu üzerinde çalışmaları bulunan Cabiri, “Şii imamet mitolojisi ve Sünni saltanat İdeolojisi’nin” aşılarak yeni ve çağdaş bir İslâm siyaset felsefesi kurmak gerektiğini savunan söylemleriyle son dönem gündemde olan bir düşünürdür.

Muhammed el cabiri hala pek çoklarınca tartışılmakta, aleyhlerine bir yığın sözler söylenmekte, görüşlerine karşı yazılar, kitaplar kaleme alınmaktadır. Lakin buna rağmen onların düşünsel ürünlerinin bütün İslam dünyasında nasıl etkiler meydana getirdiğini ve halen de getirmekte olduğunu bilmek gerektiğini düşünüyoruz.. bu etki ve düşünsel fikirlerini yeniden yapılanma başlığında ela alarak kitabımızı değerlendirmek ve Cabir’inin fikir dünyasında bir yolculuğa çıkmak istiyoruz değerli okuyucularımızla.
      Bu kitabında Cabiri "Kimlik, Şeriat"ın tatbiki, din-devlet ilişkisi, demokrasi, toplum sorunu, kültür ve milliyetçilik" konularını işlemektedir. 

Yazar eserin önsözünde süregelen 'kapsamlı bir kriz"den bahsederek "İslam dünyasının maddi ve beşeri olanakları, halklarının beklentileri ve devlet adamlarını arzuları, bu krizin varacağı noktanın krizde boğulmak değil, onu aşmak yönündedir." deyip hem temsil ettiğini belirttiğimiz modern yenilenme ve hem de zıtlıklara rağmen elde bulunan malzemenin akıllıca ve bir hikmete tabi olacak şekilde kullanımı sonucu var olan krizin aşılacağını iddia eder. 

 Kimlik bahsinde 'Araplık ve İslam" bağlamında öteden beri dile getirilen 'tezler ve antitezler" özelinde duruyor. Arapların yaşadığı bölgeden hareketle "Bu bölge insanların kimliklerinin tespitinde ilk ve temel belirleyici 'Araplık mı, İslam mı "Önce Araplık mı, yoksa tam tersine Önce İslam mı Önce Araplık mı hatta öncede İslam sonrada İslam mı"" sorusuna yöneltmektedir. 

Bizce Araplık diğer kavmi kimlikler gibi seküler algıyı besleyen modernizm ve onun paradigmalarından olan ulusçuluk öncesi kendi tarihsel, toplumsal, iktisadi, kültürel ve dini fenomenlerinin harmanlanması sonucu kavmilik ve fıtrilik bağlamında oluşan temelli bir kimliktir. Dine karşı değil, bilakis ondan yola çıkarak tarihi süreçte müspet bir biçimde oluşmuş ve bugünlere kadar gelebilmiştir. 

       Şeriat"ın tatbiki konusunda döneminin Arap gazetecisi Ahmed Bahauddîn"in el-Ahram"da çıkan bir makalesinde şeriatın tatbiki konusunu tarihi süreçte farklı bir şekilde dile getirdiğini belirtmektedir. Bu konuda adı geçen gazetecinin muarızları tarafından itirazlara uğradığı ve söylemi ile ilgili reddiyelerin kaleme alındığını belirtmekte ve "Öyle ki, üstad Bahauddîn, İslam hukukunun Hz. Peygamber ve Raşid halifeler dönemi gibi kısa bir süre dışında, hiçbir zaman tam olarak tatbik edilmediğini ve delil göstererek sözkonusu reddiyelere cevap vermek zorunda kalmıştı." Demektedir.

        Bu konuda gerek her iki zatın ve gerekse de Müslümanların yüzlerce yıllık tarihleri boyunca şeriatın tatbiki konusu gerek örfi hukukun öne alınması ve gerekse de değişen ve gelişen şartların kendini dayatması sonucu tatbik konusu büyük oranda kesintiye uğramış bulunmaktadır. 

        Din-Devlet bahsinin bir yerinde, birçok tartışmaları aktardıktan sonra "Tek yol İslam!" siyasi sloganına, sahibi tarafından yüklenen içerik(ler) ne(ler)dir" Burada, araştırmacı, sorgulayıcı, bunları izleyen kişi ve şu ya da bu biçimde bu sloganla ilgilenen herkes kendisini bir boşlukta bulacağını dile getirmektedir

Cabiri burada gayet haklı olarak tek düzeliğe ilkesel olarak karşı çıkmakta ve her konuda olduğu gibi bu konuda da bir eksikliğin ve sığlığın altını çizmektedir, kanaatimizce... bu konuda insanın refahına ve mutluluğuna yönelik olduğundan bilinen gerçeğin aksine sistematik olduğu kadar da çetrefilli olmayacak oranda da sade ve basit ögeler içerir. Hele ki klasik döemlerde devlet felsefesi ile uğraşan 'bazı" ulemanın fikri mülahazalarına baktığımızda devlet idaresinin tabiri caizse bir 'teklif ve kabul"den ibaret olduğunu; bunun yanında o konuyu ilkeler bazında, insanın kendi kendisini yönetmesinden ziyade bu işin neredeyse bizzat Allah"ın hükümranlığı temelinde totaliter bir çerçeveye oturtan ulemanın da olduğu bir vakıadır. 

Ki, bu klasik gelenek günümüzde batı kaynaklı seküler zeminlerde adeta mitleştirilerek sürdürülmektedir! 

Cabiri 'Şura"nın demokrasiden başka ve farklı bir tarz olduğu" vurgusunu öne çıkarmakta ve 'bir dostum" dediği bir arkadaşıyla kendi görüşlerinden yola çıkarak kendisine yöneltilen itiraz içeren soruları ve o sorulara vermeye çalıştığı cevapları anekdot şeklinde aktarmaktadır.

Bu bahiste Arap-İslam dünyasında bir talep olarak demokrasiyi, demokrasinin beşeri egemenlikte ortak olduğunu belirttikten sonra 'tarihsel blok oluşturmaktan başka bir çarenin olmadığı vurgusunu öne çıkarmakta.

çağdaş arap –islam düsüncesinde yeniden yapılanma kitabında cabiri 'toplum sorunu, kültürel sorun ve milliyetçilik sorunu" üstadın ustalığıyla irdelenmekte, ele alınmakta ve özgürlükçü bir bakış açısıyla konuların bütünlüğüne yaklaşım sergilemekte... 


Bu kitaptaki metinler, mevcut güncemizin dinamiğini oluşturan kavram ve tasavvurların, şu ya da bu referansın düşündüğü ya da istediği hâliyle değil, olduğu hâliyle realiteyle uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması amacıyla gözden geçirilmesi konusunda bir yöntem önermektedir. Bugün dünyanın ki Arap-İslam dünyası bunun merkezindedir- geçirmekte olduğu aşama, derin ve örneği bulunmayan bir değişime tanık olmasıyla temayüz etmektedir. Bu değişimde, gelecek, geçmişle ya da şimdiyle değil, bizzat geleceğin kendisiyle, kendi potansiyelleri ve insanoğlunun bu potansiyelleri kullanmasıyla şekillenecektir.


 (Arka kapak yazısı"ndan...) 

 


YENİLİK ANLAYIŞI KURANIN SABİTELERINDE DEĞİL İNSANIN İDRAK YÖNTEMLERİDE OLMALI
Müslümanların yeniden etkinlik kazanmak için dini yeniden yapılandırmaları ve hatta yenilemelerine ihtiyaç yoktur. Ancak onların birey olarak anlayışlarını ve idrak yöntemlerini yenilemeye, bunun için de gerekli irade, yetenek, kararlılık ve verimi sağlayacak epistemolojik ve metodolojik bilince ihtiyaçları vardır...”
“...Her çağın ve kuşağın meydan okumaları ve sorularına Kur’an’ın kesin cevaplar ve çözümler ürettiği bir okuma tarzı benimsenmelidir. Bu ilahi vahye dayanan kitap, kıyamete kadar her şeyin açıklamasını içermektedir. Kur’an’ın aynen korunması, değişime veya tahrife karşı direnci, tamlığı ve kapsamlılığı, kısacası; onun mükemmelliği, Hz. Muhammed’in (sav) peygamberliğin mührü olduğuna ve ondan sonra bir başka peygamber daha gelmeyeceğine iman etmenin en önemli gerekçesini oluşturmaktadır.”
“Bu yüzden dinde yenilenme (tecdit), atalarımızın (selefin) mirasının yeniden diriltilmesinden ibaret görülemez. Çünkü bu miras, yalnızca onların dine ilişkin düşünceleri ve anlayışlarının toplamından ibarettir. Aynı şekilde modernleşme veya diğer bir deyişle çağdaşlaşma da, Batı’nın taklidi ve onun izinden gitmekten ibaret olarak kabul edilemez. Gerçek bir yenilenme, özünü Müslüman aklın yeniden inşası ve bu akılda reform yapılmasından ve bu aklın, -kainat ile birlikte- düşünce, bilgi, din, hukuk ve metodun tek yaratıcı kaynağı olması yönüyle Allah’ın Kitabı’yla bağlantısının yeniden kurulmasından alır....”

Sosyal Medya Hesaplarımız:

www.facebook.com/PasurLife
www.twitter.com/PasurLife

Etiketler :
YenidenYapılanma
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Röportaj - Söyleşi
  • Fikir - Yorum
  • Yerel
Cömertlik Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis Bir Ayet Bir Hadis
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
ÇOK OKUNANLAR
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    © Copyrigth 2018 pasurlife.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası